kural
Çocuk siyah gözleri buğulu karacalar gibi dizlerinin üstüne çöktü…
- Tamam, yeni kural koyalım oyuna, gitmeyin… Daha kolaylaştıralım oyunu…
Hiçbir arkadaşı yüzüne bakmadan arkaları dönük ağır ağır uzaklaşıyorlardı, onlar uzaklaştıkça sesi daha bir yükseliyor, titriyordu…
- Gitmeyin ne olur, yeni kurallar… Yeni… Yeni… Gelin…
Hıçkırıkları yankılanmaya başlamıştı sokakta, bütün arkadaşları terk edip giderken oyun alanı sayılan sokağı. Yeni kabuk bağlayan dizlerinin üstüne çöktü, yeniden emeklemek ister gibi ellerini yere koydu… Gri bulutlar kışı gösteren pusulaların icadını müjdeliyordu… Ferit diye bağırıncaya kadar annesi sürdürdü salya sümük bulutları karşılama arkadaşlarını uğurlama törenini… Yerden kalktığında havanın karardığını düşündü. Ama nasıl, saat kaç?
Babasının karne hediyesi saatine yöneldi gözleri, kolunu kaldırıyordu… Hayır, karanlık… Saatimi göremeyeceğim kadar karanlık nasıl olur.
- Anneeeeee, saatim nerede… Neredesin…
- Feriiiitttt…
Olduğu yerde korku içinde bağırıyordu, annesine…
- Saatim nerede anne sen nerdesin kurtar beni…
